TTK’nin altıncı kitabında düzenlenen sigortaya ilişkin hususlardan doğan özel hukuk uyuşmazlıkları mutlak ticari davadır.Ayrıca, sigortacının sigorta tazminatını ödedikten sonra TTK’nin 1472 nci maddesiuyarınca sigortalının yerine geçerek sorumlulara karşı açacağı davayı da mutlak ticari dava saymak gerekir[1]. Bu davalarda tarafların tacir sıfatına sahip olması ve uyuşmazlığın ticari işletmelerine ilişkin olması ayrıca aranmaz. Sigorta hukukundan doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının önemli bir kısmı, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebildiği özel hukuk uyuşmazlıklarındandır. Ayrıca bu uyuşmazlıkların önemli bir kısmının konusu, bir miktar para alacağının ödenmesine ilişkindir. Bu sebeplerle bu tür uyuşmazlıklar dava şartı arabuluculuk kapsamında kalmaktadır.TTK’nin altıncı kitabı iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda genel hükümler, ikinci kısımda ise sigorta türlerine ilişkin özel hükümler düzenlenmiştir. İkinci kısımda kendi içinde iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde zarar sigortaları, ikinci bölümde ise can sigortaları düzenlenmiştir.Zarar sigortaları, sigortalının para ile ölçülebilir menfaatini zarara uğratan bir tehlikenin meydana gelmesi halinde; sigortacının, sigorta sözleşmesi kapsamında bu zararı tazmin etmeyi üstlendiği sigortalardır[2].Zarar sigortalarını TTK mal sigortaları ve sorumluluk sigortaları olmak üzere iki ayrı başlık altında düzenlemiştir.Can sigortaları, insan hayatı ile ilgili rizikoları teminat altına alan sigorta türü olarak tanımlanmaktadır[3]. Can sigortalarını TTK hayat sigortası, kaza sigortası, hastalık ve sağlık sigortası olmak üzere üç ayrı başlık altında düzenlemiştir.5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının b bendinde rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için, zorunlu sigortalara ilişkin olarak koşulların oluşması halinde ortaya çıkan zararların, bu sigortalarla saptanan geçerli teminat miktarlarına kadar karşılanması amacıyla güvence hesabı oluşturulacağı düzenlenmiştir. Haksız eyleme dayalı olarak uğranılan zararın tazminine ilişkin zarar görenler tarafından açılan tazminat davalarında, Güvence Hesabı’nın sorumluluğu sigorta hukukundan kaynaklanmaktadır[4]. Ancak,Güvence Hesabı Yönetmeliğinin 16 ıncı maddesinin birinci fıkrasının c bendi uyarınca zarardan sorumlu olan kişilere veya yükümlü sigorta şirketine hesaptan yapılan ödemeler nedeniyle rücu hakkının kullanılacağı hallerde, eğer davalı tacir değilse, uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklandığı için, dava ticari dava olarak kabul edilmemektedir[

1)Sigorta Sözleşmesinin Tarafları Kimlerdir?

Sigorta Ettiren , Sigortalı, Sigorta Şirketi,

2)Sigortaların Çeşitleri

Hususi Sigorta, Sosyal Sigorta, Zarar Sigortaları , Can Sigortaları ,

3)Sigorta Ettirenin Borç ve Yükümlülükleri Nelerdir?

  • Prim ödeme borcu,
  • Beyan yükümlülüğü,
  • Rizikoyu ağırlaştırmama ve ağırlaşan rizikoyu bildirme yükümlülüğü,
  • Rizikonun gerçekleştiğini bildirme yükümlülüğü,
  • Bilgi verme ve araştırma yapılmasına izin verme yükümlülüğü,
  • Zararı önleme, azaltma ve sigortacının rücu haklarını koruma yükümlülüğü.

4)Sigortacının Borç ve Yükümlülükleri Nelerdir?

  • Rizikoyu taşıma yükümlülüğü,
  • Aydınlatma yükümlülüğü,
  • Sigorta poliçesi verme yükümlülüğü,
  • Giderleri ödeme borcu,
  • Sigorta Tazminatı veya Sigorta Bedelini Ödeme Borcu.

 

5)Sigorta Sözleşmesinin Hükümleri

  • İki tarafa mükellefiyet yükleyen bir akittir.
  • Sigorta sözleşmesi kanunda belirtilen emredici hükümlere aykırı olmamalıdır.
  • Yapılacak sigorta, zorunlu sigortalardan ise sigortacıya sözleşme yapma zorunluluğu getirilmiştir.
  • Türkiye’de yerleşik bulunan kişilerin Türkiye’de münhasıran yetkili bulunan şirketlerle sözleşme yapma zorunluluğu bulunmaktadır.

 

6)Yükümlülüklerin Yerine Getirilmemesinden Doğan Uyuşmazlıklar

Sigorta poliçelerinde yapılan sözleşmelere bağlı olarak gerçekleşen hasar sonrası yapılan ilk iş, sigorta şirketine başvurup hasarın tazmin edilmesini istemektir. Sigorta şirketinin ödeyeceği tazminat alacağında anlaşmazlık yaşandığında veya yapılan talebin direkt reddedilmesi halinde, sigorta tahkim komisyonuna başvurulduğu gibi, kişiler doğrudan dava açma yoluna da gidebilmektedir. Ancak arabuluculuk alternatifimizin hukukumuza girmesiyle sigorta şirketlerine dava açılmadan önce arabulucuya başvurma zorunluluğu getirilmiştir